İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

"Ben kocamı aldatıyorum…"

Kızcağız hiç beklemiyordu.
Dinleyicisi konuştukça spiker kızın şaşkınlığı sesine aksediyordu. Şaşırmış ve telaş göstermeye başlamıştı; programını sürdürmekle kesmek arasında kararsız kalmıştı. Programını devam ettirse telefonda konuşan dinleyicisini kırmış olacak; devam ettirmezse yine telefondaki dinleyicisi ve bu programı dinleyen binlerce dinleyicisini küstürecekti.
Dinleyicisi öyle şeyler söylüyordu ki, insan küçük dilini yutabilirdi.
Programın konusu dayaktı.
Kadınlarımızın kocasından yediği dayaklar…
Telefondaki dinleyici bayan:
“Dayak yemek üzereyim,” diyordu.
Spiker kız:
“Nasıl yani? Dayak yiyeceğinizi nereden biliyorsunuz ki? Yoksa eşiniz yanınızda mı?” diye soruyordu ve bu diyalog şöyle devam ediyordu:
“Hayır eşim burada değil, ama birazdan burada olacak.”
“Orada olacağını nereden biliyorsunuz?”
“Telefon etti, birazdan geleceğini söyledi.”
“Seni takip mi ediyor yoksa?”
“He!”
“Kendisi mi, yoksa başkalarına mı takip ettiriyor?”
“Kimler yapmıyor ki?”
“Korkmuyor musun?”
“Yoo! Alıştım artık.”
“İnanamıyorum.”
“Hoşuma gidiyor”
“Dayak mı?”
“Yoo! Eşimi aldatmak hoşuma gidiyor.”
“Eşinizi aldatıyor musunuz?”
“He!”
“İnanamıyorum. Peki ama niçin?”
“Bilmem.”
“Kaç kez aldattınız?”
“Bir kez denedim.”
“Niçin peki?”
“Bilmem. İşte aldatmak istedim.”
“Eşinizi sevmiyor musunuz?”
“Evet…”
“Onunla oturup konuşmayı denemediniz mi?”
“Neyi?”
“Neyi mi? Mesela sizi ihmal ettiğini, sizinle ilgilenmesini… gibi şeyler…”
“Bu konuları hiç konuşmayız.”
“Niçin ama, konuşabilirsiniz aslında.”
“Konuşursam beni döver.”
“Kocanız çalışıyor mu?”
“He! Çalışıyor.”
“Siz çalışıyor musunuz peki?”
“Yoo! Ben evdeyim hep. Ve hep onu düşünüyorum.”
“Kimi?”
“Bilmem…”
“Başkasını mı yani?”
“Evet.”
“Niçin peki, eşiniz yetmiyor mu?”
“Evet, yetmiyor.”
“Aman Allah’ım, inanamıyorum!”
Spiker kız zoraki gülümsüyor, sesi boğuk ve telaşlı yansıyor mikrofona. Kısa bir süre sessizlik oluyor aralarında. Telefondaki kadın kendisine sorulmasını bekliyor anlaşılan. Spiker kız, diyalogu sürdürmek zorunda hissediyor kendisini karşıdaki beklerken.
“Eşiniz kendisini aldattığınızı biliyor mu?”
“He!. Beni hep takip ediyor ve ettiriyor. Birazdan gelecek.”
“Sizi döver mi?”
“He!. Döver.”
“Bunu bildiğiniz halde onu aldatmaktan vazgeçemiyorsunuz öyle mi?”
“He! Hoşuma gidiyor. Çalışmasın, hep yanımda kalsın.”
“Olur mu ama?”
“Gece sabaha kadar çalışsın.”
“Nasıl yani, gece ne iş yapabilir ki?”
“Benimle.”
Dinleyicinin ne söylemek istediğini anlayan spiker kız, dehşete düşmüş gibi ürperiyor, sesi çatallaşıyor. Utanmış gibi gülüyor.
“Bir psikologa göründünüz mü, bu durumunuzu bir psikologa anlattınız mı?”
“Yo! Psikologa mı görünmeliyim?”
“Elbet. Çünkü sizinki psikolojik bir durum bence.”
“Yardımı olur mu?”
“Olur. Telefonu kapatmayın. Size psikologların telefon numaralarını vermeye çalışayım. Olmaz mı?”
“Olur.”
“Eşiniz de bir psikologa görünsün. Birlikte gidiniz.”
“O gelmez.”
“Nereden biliyorsunuz gelmeyeceğini?”
“Biliyorum. Söylesem beni döver.”
Diyalog böyle sürüp gidiyor. Kadın dinleyici hem çok rahat hem de çok kaygılı gibiydi. Spiker kızın şaşkınlığı ise bitmiyor program boyunca. Diğer dinleyicileriyle de bu şaşkınlığını paylaşıyor; onlara da bu konuda neler düşündüklerini soruyor. Sürekli, “böyle bir olayla ilk kez karşılaştığını” tekrarlıyor.
26.11.1994, Beşiktaş

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın