İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sizi Anlamak İstiyorum

Gözlerimi açtığımda bizimkileri kocaman bir dağın etekleri dibinde didinirken gördüm. Ben onların, onlar da benim dilimi konuşuyorlardı. Onlara, buralarda ne işiniz var diye sormadım. Benim de işime geliyordu onların o kocaman dağın yamaçlarını seçmesi. Çayır bayır koşuyor, kelebeklerle yarışıyor ve kendimi güvende hissediyordum. Sırtımızda kocaman bir dağ vardı.
Ondört yaşına kadar gözlerimi her açtığımda o kocaman dağı gördüm. Ben artık bir başka dili öğrenmiş, onu konuşuyor, onunla yazıyordum. İyi ki o dili öğrendim ve iyi ki okudum. Yoksa bizimkilerin diliyle gel git, otur kalk, ye içle ibaret bir hayatın içinde, ellisinde hayalleri olmayan, güz mevsiminde kapıya gelecek hayvan tüccarlarını bekleyen, şimdi kırçıl sakalları ve yağlı saçlarıyla o kocaman dağa bakıp bakıp karnını kaşıyan, koltuk altı kıllarını parmakla çeken, aksırıp öksürüp etrafa içini boşaltan, tütün tüttürüp bol bol öksüren çekilmez bir ihtiyar olacaktım.
Çocuklarım gözlerini açtığında o kocaman dağı değil de kocaman yüksek binaları gördüler. Biz onların, onlar da bizim dilimizi konuşuyorlardı. Onlar da bize sormadı, neden orada olduğumuzu. Çünkü onların da işine geliyordu koca şehirleri seçmemiz. Sokağa çıkıyor “en büyük asker bizim asker” diyenlerin, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diyenlerin arkasından koşuyor, ekranda gördüklerinden imzalı fotoğraflar alabiliyorlardı. Kendilerini güvende hissediyorlardı, çünkü baba ve anneleri iki dil biliyor, köy dedikleri yerde bir yığın akrabaları, dede ve neneleri vardı.
Gözlerini her açtıklarında yüksek binalar gördüler. Anne ve babalarının konuştuğu ikinci dil artık fazla iş görmez olmuştu. Başka diller öğrenmeye başladılar. İyi ki öğrendiler. Yoksa baba ve annelerinin diliyle kes biç, kır dök, yırt at, ya sev ya git, yat kalkla ibaret bir hayatın içinde, daha yirmisinde hayalleri olmayan, cennet ve cehennem korkusundan tırlamış, gece yarısı kapısını kırıp kendilerini almaya gelecek Sakarya fedailerini bekleyen, yazdığı ve düşündüğü için vatan haini sayılan, anadilini konuşamadığı, öğrenemediği, anlamadığı için ayıplanan, balkona çıkıp yüksek binalara bakıp bakıp kendisini anlamadığı için insanlara kızan, acılarını unutmak için koluna eroin basıp, iki büklüm olduğu yere yığılan işe yaramaz birer mahluk olacaklardı.
Sizi anlamaya çalışıyorum.
….
Yıllar sonra gittim. O kocaman dağ, artık kocaman ve heybetli bir dağ değildi. Çünkü daha başka ve daha kocaman dağlar görmüştüm.
Cafer Yurtsever, (binlom arşivinden Ağustos 2005)

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın