İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Niyazi’nin Evi Yandı

Buban’da Kargalar mart ayından beri bacalara, saçak altlarına çerçöp taşıyordu. Er geç bir bacanın tutuşması bekleniyordu zaten. Kargaların çerçöp taşıdığı bacalardan biri tutuştu bugün. Tutuşan baca Niyazi Baçaru’ya ait bacaydı. Niyazi’nin çatısı tutuşmuş, ev yanıyor haberi köye yayıldı hemen. Koşturduk. Aslında tutuşan çatı değildi. Çatıdan dumanlar çıkınca çatı tutuştu sanmışlar. Köyün kadınları dövünüp duruyorlardı yangın yerine vardığımızda. Ardiye olarak kullanılan ikinci kattaki kilerde soba borusu deliği var. O deliği bez ile kapatmışlar. Kargaların bacaya taşıdığı çerçöp tutuşunca soba deliğindeki bez de tutuşmuş. Tutuşan bez kilere düşmüş. Bezin düştüğü yerde elbise dolu iki valiz bulunuyordu. Bütün dikkatler çatıya verildiği sırada mutfaktaki valizler usul usul, duman çıkara çıkara yanıyormuş meğer. Bu arada karakol ve itfaiyeye haber verildi. Sancak’tan yardım gelene kadar köyün erkekleri müdahale edip, alevler çatıya ve arka odalara sıçramadan yangını söndürdüler.

Buban köyünün konutları maket binalar gibi iç içe, yan yana, dip dibe inşa edilmiş. Bir çatı tutuşmuş olsa, diğer konutların çatıları da tutuşur. Konutlar birbirlerine o kadar yakın, o kadar dip dibe. Neyse ki yangın bir kiler ve bir yüklük ile sınırlı kaldı. En azından can kaybı olmadı.

Fakirler her zaman fakirdir. Fakirin malı gitmiş, malı yanmış ne yazar? Neyi vardi ki, neyi gitsin, derler. Öyle değil işte. Niyazi, köyde arazisi olmayan tek köylü. Niyazi köyde maraba. Niyazi’nin üç çocuğu var. Üçü de öğrenci. Biri lise, biri ortaokul, diğer ilkokul öğrencisi. Bu üç çocuğun iki valiz dolusu elbisesi yandı kül oldu. Geçtiğimiz yıl vefat eden Ali amcanın baş sağlığına eli boş gelmeyenlerin getirdiği şeker, çay, bakliyat ve erzakların tamamı yandı. Kilerin tam karşısına düşen yüklükteki yatak ve yorgan istifi kullanılmaz durumda. Yazılanlar, yazılmayanlar ile boya badana derken, Niyazi’nin karakolda rapor tutulurken söyledikleri boş veya boşuna değildi.

“Eve geldim baktım ki, ev yanıp kül olmuş!”

İki saat kadar süren endişenin ardından Bubanlılar derin bir nefes aldı. Konutları iç içe diken mühendis Fehmi’nin kulaklarını “ah!” çeke çeke bir kez daha çınlattılar.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın