İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hevi

Adım Hevi. Güneşli, aydınlık bir gün gözlerimi açtım. Bir korna sesi korkuttu beni. İnsanlar gördüm ortalıkta. Gözleri kapalı, ağızları açık gülüyorlardı. Abartılı bir sevinç gösterisi içindeydi hepsi de. Babamı aradım, tanıyamadım. Sesini duysam tanırdım belki. Aylardır şiirler ve ninniler okuyordu bana. Ben onu, o da beni dinlemişti. Son günlerde o benim, ben de onun elinden tutmak için çabaladık. İsimler okudular, arasından alacağım ismi sordular bana. Ben, “adım Hevi olsun” demedim; onlar “senin adın Hevi olsun” dediler. İsteyerek geldim, buradayım, aranızda değilim. Bir duvara asılı bir resimden farkım yok hala. İp atlamadım, seksek oynamadım daha.

Adım Hevi. Adım umut, adım hayat.

Benim de artık bayramlık elbiselerim, küçük patiklerim, bebeklerim ve parmak izim var. Bana kelebekleri anlatın. Serçeleri, kar kuşlarını anlatın. Bana çimlerin yerden nasıl fışkırdığını, menekşelerin nasıl açtığını; ağaçların aralarında nasıl konuştuğunu anlatın. Bana üzerime neden bu kadar titrediğinizi anlatın. Bana dışarıda olup biteni, gürültüyü, patırtıyı anlatın.

Ben bir resim değilim artık. İp atlamak ve seksek oynamak istiyorum. Benim için kurduğunuz yeşil bahçelerde koşmak ve zıplamak istiyorum. Kurduğunuz salıncakta sallanmak ve tahtırevanda havalanmak, kaydırağınızdan kaymak istiyorum.

Gözüme toz kaçmasın, ayağıma diken batmasın.

Baktığım yerden ağlayan çocuklar görmeyeceğimi söyleyin bana. Yakında çıkacağım sokakta bana ortalığa atılmış ellerinin derisi çatlamış, çapak gözlü aç çocuklar ya da annelerinin eteğine yapışmış, ürkek bakışlı, çıplak ayaklı, aç ve sefil çocuklar görmeyeceğimi söyleyin. Bana etrafta ellerinde oyuncak tabanca namus bekçiliğine aday çocuklar olmayacağını söyleyin.

Bana ip atlayacağım yeri, sekerek basacağın yeri gösterin.

Siz ne kadar gizleseniz de biliyorum, ip atlayacağım bir yerinizin olmadığını. Üstüme titremenizden anladım, berbat bir sokak yarattığınızı.

Koşuşturmalarınızın ve telaşınızın nedeni benim gelişime sevindiğinizden değil, sadece bana yaranmak ve gözlerimi boyamak içindi.

Üstünüze sinen barut kokusunu gizleyemediniz.

Torbalar dolusu sözleriniz vardı. Torbalarınızın dibi delikti. Postalınızın bağına kan bulaşmıştı. Benim varlığım hiç birinizin umurunda değildi. Hepiniz yalan konuşuyordunuz. İp atlayacağım küçük bir yer bırakmamışken bana, benim geleceğim için çok şeyler yaptığınızı söyleyerek.

Benim adım Hevi.

Size benzeyeceğimi biliyorum. Sizin gibi afralara ve tafralara sığınacağım ve sizin gibi özgürlüklerden, dil ve dinlerden söz edeceğim. Hiçbir zaman ip atlamayacağım ve seksek oynamayacağım.

Gizlemenize gerek yok. Üstüme titrediğinizden biliyorum, bana bakacak yüzünüzün olmadığını ve hiçbir zaman da çocuklarımızın yüzüne bakacak bir yüzünüzün olmayacağını.

Cafer Yurtsever
14.03.2006 – Binlom Arşivinden

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın